Donna Ferguson / Çeviren Denge Esenterk



Geçen yıl gerçekleşen rekor 12 milyon sterlinlik satış genç nüfusa yapıldı. Uzmanlar bu patlamayı karmaşanın ve felaketlerin içerisindeki ince ayrımlara olan açlığa bağlıyor.

Bilhassa milenyum kuşağı içerisinde artan politika tutkusu, şiire olan ilgiyi de ciddi şekilde körüklüyor. Şiir kitap satışları 2018 yılında tüm zamanların en yüksek rakamına ulaştı.

Birleşik Krallık’ta kitap satışları üzerine istatistik çalışmaları yürüten Nielsen BookScan adlı organizasyon, şiir kitabı satışlarının son iki yılda ard arda %12 üzerinde büyüme gösterdiğini ortaya koydu. Birleşik Krallık’ta 2017 yılında toplam 11 milyon adet şiir kitabı satılırken 2018 yılında bu rakam 1.3 milyonluk artışla 12.3 milyon adete yükseldi. Tüketicilerin üçte ikisinin yaşı 34’ten küçük olup bunların %41’i de 13-22 yaş aralığında yer alıyor. Tüketicilerin çoğunluğu ise kadın.

26 yaşındaki Kanadalı şair Rupi Kaur, büyük ölçüde Instagram hesabından onu takip eden 3.4 milyon kişi sayesinde, yaklaşık 1 milyon sterlinlik bir satış başarısı yakaladı. “Bana biraz sessiz ol diyorsun/çünkü fikirlerimi söylediğimde o kadar güzel olmuyorum” diye yazıyor Kaur ‘Milk and Honey/Süt ve Bal’ adlı 2018 yılının en çok satan eserinde, “ama karnımdaki bir ateşten yapılmadım ki/öylece söndürüleyim”.

Leonard Cohen, John Cooper Clarke, Seamus Heaney, Carol Ann Duffy ve Homeros’a ait eserler de en çok satanlar arasında yer aldı.


Nielsen BookScan adına konuşan Andre Breedt’e göre politik belirsizlik zamanlarında insanlar hayatın anlamını aradıkları sırada şiire yöneliyorlar: “Şiir, anlamlandırma çabası içindeki insanların sesi oluyor. Şiir gerçekten de karmaşık ve zor duyguların ve belirsizlik hissinin keşfedilmesi açısından iyi bir araç. Biçimin kısa olması, telefon uygulamaları ve sosyal medya aracılığıyla da kolayca paylaşılmasına ve tüketilmesine olanak tanıyor.”

Manchester’da yaşanan bombalama olayının hemen ardından Tony Walsh tarafından paylaşılan “This is the place/Burası orası” adlı şiir kısa süre içerisinde binlerce kez paylaşılarak dünya çapında hızla ün kazandı. Ben Okri tarafından yazılan “Grenfell Tower, June, 2017/Grenfell Kulesi, Haziran, 2017” adlı şiir de benzer biçimde, yaşanan bir yangının ardından yazılmış ve aynı akıbeti paylaşmıştı.

“Böyle ulusal kriz anlarında yayılan sözler, politikacıların sözleri değil, şairlerin sözleri oluyor” diyor Susannah Herbert. Herbert, Ulusal Şiir Günü ödül komitesini organize eden Forward Arts Foundation adlı vakfın yöneticisi. “Politikacıların söylediği herşey, inanılmaz bir biçimde, hemen unutuluyor. Bu tip durumlarda insanlar daha farklı şekillerde ve unutulamayacak sözler işitmek istiyorlar.”

İnsanların Brexit sürecinde yaşanan laf salatasının ardındaki büyük resmi görmek için çok uğraşmak zorunda kaldığını belirten Herbert, sözlerine şöyle devam ediyor: “Dil, politika tarafından yıpratılıyor. Sözler anlamlarını yitiriyor. Şiir ise bayatlayan dile yeni boşluklar yaratıyor. Kelimelerin anlamlarını yeniliyor. İnsana, dünyaya yönelik yeni bakış açıları kazandırıyor.”

Northumbria Üniversitesi’nde Çağdaş Edebiyat alanında profesör olan Katy Shaw’a göre şiir yayınlarının satışında benzer bir patlama, 1980’li yıllarda gerçekleşen madenci grevleri ve 19. yüzyılda halkçılık anlayışının yükselişi sırasında da yaşanmıştı.

Bana göre Grenfell (yangını), Manchester (bombalaması) ve Brexit gibi olayların şiir üzerinden tartışılması hiç de tesadüf değil. Biçim, çağdaş toplumun çalkantılı doğasını yoğunluğuyla yakalayabilen, yaşananları anlamak ve tartışmak için ortam yaratabilen, dinamik bir hal alarak kendi amacını yeniden tanımlıyor.” “Madenci grevleri ve halkçılık hareketinde olduğu gibi insanlar, yaşanan olaylara karşı tamamen pasif kalmaktansa, tepkilerini şiir okuyup yayarak dışavurmayı tercih ediyorlar. Böylece etraflarında olup bitenlerden soyutlanmamış oluyorlar.”

“Bir biçim olarak şiir insanların içinde yaşadıkları dönemlerin belirleyici ve tartışmalı olaylarına yönelik tepkilerini fotoğraflayabiliyor. Otoriteyi kendi sesleriyle (öznel dille) sorgulayabiliyorlar. Şiir yazmak ve yaşanan toplumsal olaylar bağlamında bunları paylaşmak, diğer insanlara sizin perspektifinizi sunuyor ve onların da sizin direnişinize katılmasını sağlıyor.

Sosyal medya ve teknolojik gelişmeler şiire erişimi ve şiiri paylaşımı kolaylaştırdığı gibi büyüteç etkisi de yarattı. Shaw’a göre: “Madenci grevleri sırasında şiir, kullanım kılavuzu sayfalarının kenarlarındaki boşluklara yazılıyor, sonra daktilolarda mecmua haline getirilip elden veya posta yoluyla dolaşıma giriyordu. Aynı şekilde, halkçılık hareketi sırasında birçok halkçı şairin de şiirlerini kalabalıklara okuduğuna ve işçi-emekçi toplulukları içinde elden ele dağıtıldığını biliyoruz.”

“Ama şiir, çok güçlü bir sözlü geleneğe sahiptir. Şiir her zaman yazılı değildi ve insanlar bunu kullanmak için ezberlemek zorundaydı. Bugün sahip olduğumuz olağanüstü avantajlardan birisi de işlerimizi olağanüstü bir hızla paylaşabilecek olmamızdır.


The Guardian gazetesinin internet sitesinde 21 Ocak 2019 tarihinde İngilizce yayınlanan Donna Ferguson’un haberinden Türkçe’ye çevrilmiştir. Orijinal haber bağlantısı: https://www.theguardian.com/books/2019/jan/21/poetry-sales-soar-as-political-millennials-search-for-clarity